Gokhan
New member
İşlem maliyetleri vardır.
Likidite sorunları vardır.
Kredi riski vardır.
Sermaye kısıtları vardır.
Regülasyonlar vardır.
Vergiler vardır.
Merkez bankalarının müdahaleleri vardır.
Piyasa stresi vardır.
Hatta yatırımcıların “Ben bu riski almak istemiyorum” deme özgürlüğü bile vardır.
BIS, küresel finansal kriz sonrasında covered interest parity'nin bazı dönemlerde sistematik biçimde sapmalar gösterdiğine ve bunun hedging talebi, arbitraj kapasitesindeki sınırlamalar ve banka bilanço kısıtları gibi faktörlerle ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. Bank for International Settlements
Yani teorik olarak “Bu fark varsa biri hemen arbitraj yapar” demek kolay.
Pratikte ise o kişinin sermayesi, bilançosu, karşı tarafı, teminatı ve risk limitleri var.
Piyasa da bunları gayet iyi biliyor.
Faiz Farkı Artarsa Döviz Kuru Ne Olur?
Burada cevap verirken önce kurun nasıl tanımlandığına bakmak gerekir.
Örneğin dolar/TL kurunu:
1 USD = X TL
şeklinde ifade ediyorsak ve Türkiye'deki faiz ABD faizinin üzerindeyse, faiz paritesi çerçevesinde forward kurun spot kura göre daha yüksek olması beklenebilir.
Başka bir ifadeyle:
Yüksek faiz → daha yüksek forward kur ilişkisi
gibi görünen bu bağlantının altında aslında “yüksek faiz avantajının kur tarafında dengelenmesi” mantığı vardır.
Bu yüzden “Faizi yüksek ülkenin parası kesin değer kazanır” şeklindeki yorum oldukça eksiktir.
Hatta yalnızca faiz oranına bakarak döviz yatırımı yapmak, satrançta sadece vezire bakıp şahı unutmaya benzeyebilir.
Faiz Paritesi Döviz Yatırımcısına Ne Söyler?
Bence faiz paritesinin en faydalı tarafı tek başına bir “al-sat sinyali” üretmesi değil.
Yatırımcıya şu soruyu sordurmasıdır:
“Bu faiz getirisi döviz kuru hareketiyle birlikte düşünüldüğünde gerçekten cazip mi?”
Mesela yıllık yüzde 35 faiz kulağa çok yüksek gelebilir.
Ama yatırım yapılacak para biriminin aynı dönemde yüzde 25 değer kaybetmesi durumunda tablo tamamen değişir.
Tersine, düşük faizli bir para birimi kur açısından güçleniyorsa yatırımcının toplam getirisi yalnızca faiz oranıyla açıklanamaz.
Dolayısıyla uluslararası yatırımda:
Faiz + döviz kuru + risk + vade + likidite
birlikte değerlendirilmelidir.
Bir yatırım kararında “faiz yüzde kaç?” sorusu kadar “hangi para biriminde?” sorusu da önemlidir.
Forward Kur Geleceği Gerçekten Tahmin Eder mi?
Hayır, bunu özellikle ayırmak gerekiyor.
Faiz paritesiyle hesaplanan forward kur, doğrudan “gelecekte spot kur kesin olarak buraya gelecek” demek değildir.
Forward fiyatı, belirli koşullar altında iki para birimindeki faiz oranları ile spot kur arasındaki ilişkiyi yansıtır.
Bu yüzden forward kuru gelecekteki spot kurla birebir aynı kabul etmek özellikle ekonomik belirsizliğin yüksek olduğu dönemlerde yanıltıcı olabilir.
Örtülü faiz paritesinde esas mesele zaten geleceği tahmin etmekten çok iki para birimindeki yatırımın hedge edilmiş getirilerinin arbitraj mantığıyla ilişkilendirilmesidir.
Örtüsüz faiz paritesinde ise gelecekteki kur beklentisi işin içine girer. Fakat akademik çalışmalar, özellikle kısa vadelerde bu ilişkinin pratikte kusursuz çalışmadığını gösteriyor. IMF+1
Forumda En Çok Karıştırılan Nokta: “Faiz Yüksekse Para Birimi Güçlenir”
Bu cümleyi görürseniz hemen frene basmakta fayda var.
Çünkü yüksek faiz, tek başına güçlü para birimi garantisi değildir.
Bir ülkenin faiz oranı yüksek olabilir ama aynı zamanda:
- yüksek enflasyon,
- ekonomik belirsizlik,
- siyasi risk,
- düşük rezervler,
- sermaye çıkışı,
- yüksek risk primi
gibi faktörler de bulunabilir.
Dolayısıyla “Faiz yüksek → para kesin değerlenir” şeklindeki zincir fazlasıyla basitleştirilmiştir.
Daha doğru soru şudur:
“Faiz farkı, beklenen kur hareketi ve risk primi birlikte değerlendirildiğinde yatırımcının beklenen getirisi nedir?”
İşte finansal düşünme biraz da burada başlıyor.
Küçük Bir Forum Senaryosu: Mert mi Haklı, Elif mi?
Mert, Türkiye'de faizlerin ABD'den yüksek olduğunu görüyor ve:
“Faiz farkı güzel. Paramı buraya koyarım.”
diyor.
Elif ise:
“Peki kur riskini nasıl yöneteceğiz?”
diye soruyor.
Mert hesaplıyor:
“Forward sözleşmesiyle hedge ederiz.”
Elif bu kez:
“Forward maliyeti ne? Karşı taraf riski? İşlem maliyeti? Likidite?”
diyor.
Mert bir an sessiz kalıyor.
Sonra Excel dosyasına yeni bir sütun ekliyor.
İşte gerçek finans sohbeti tam olarak böyle bir şey.
Biri problemi çözmek ister.
Diğeri problemin arkasındaki ilişkileri ve riskleri anlamak ister.
İyi yatırım kararı ise çoğu zaman bu iki bakışın birleşiminden çıkar.
Üstelik bunun kadın-erkek meselesi olmadığını tekrar belirtmek gerekir. Aynı yaklaşım iki farklı insanın karakterinde, mesleğinde veya deneyiminde de görülebilir.
Finans piyasaları cinsiyet stereotiplerinden çok daha karmaşıktır.
Faiz Paritesi Formülünü Kullanırken Mini Kontrol Listesi
Bir faiz paritesi hesabı yapmadan önce şu sorulara bakmak oldukça faydalıdır:
1. Döviz kuru hangi yönde ifade edilmiş?
TL/USD mi, USD/TRY mi?
2. Hangi faiz oranı yurtiçi, hangisi yabancı faiz?
Değişkenleri karıştırmak bütün hesabı tersine çevirebilir.
3. Faizler aynı vadeye mi ait?
Bir yıllık faiz ile üç aylık faizi doğrudan karşılaştırmak sağlıklı değildir.
4. Basit faiz mi, bileşik faiz mi kullanılıyor?
Formülün ayrıntıları kullanılan faiz tanımına göre değişebilir.
5. Forward kur mevcut mu, yoksa teorik olarak mı hesaplanıyor?
Piyasa fiyatıyla teorik fiyatı birbirine karıştırmamak gerekir.
6. İşlem maliyetleri hesaba katıldı mı?
Teoride kârlı görünen bir arbitraj, masraflar eklendiğinde anlamsızlaşabilir.
7. Risk gerçekten sıfır mı?
“Faiz paritesi” kelimesini görünce “garantili kazanç” düşünmemek gerekir.
Sonuç: Formül Basit, Hikâye Biraz Daha Karmaşık
Faiz paritesinin temel formülünü tek satırda hatırlamak mümkün:
F = S × (1 + i) / (1 + i*)
Ama formülün arkasındaki ekonomik mantık, tek satırlık matematikten çok daha geniştir.
Faiz farkı ile forward kur arasındaki ilişki, uluslararası yatırımcıların farklı para birimlerindeki getirileri karşılaştırmasına yardımcı olur. Örtülü faiz paritesinde döviz kuru riski hedge edilir ve arbitraj mantığı öne çıkar. Örtüsüz faiz paritesinde ise gelecekteki kur beklentisi devreye girer. Akademik çalışmalar da özellikle UIP'nin kısa vadede gerçek verilerle her zaman kusursuz örtüşmediğini gösterir. IMF+1
Bence konunun en güzel tarafı da burada.
Faiz paritesi bize yalnızca bir hesaplama yöntemi sunmuyor; aynı zamanda “Yüksek faiz gerçekten yüksek getiri midir?” sorusunu sorduruyor.
Belki de finans dünyasında sorulması gereken en değerli soru budur.
Çünkü bazen yüzde 40 faiz gören yatırımcı heyecanlanır.
Daha tecrübeli yatırımcı ise önce kahvesini içer ve sorar:
“Tamam da, kur ne yapacak?”
İşte faiz paritesi tam o anda masaya oturur.
Likidite sorunları vardır.
Kredi riski vardır.
Sermaye kısıtları vardır.
Regülasyonlar vardır.
Vergiler vardır.
Merkez bankalarının müdahaleleri vardır.
Piyasa stresi vardır.
Hatta yatırımcıların “Ben bu riski almak istemiyorum” deme özgürlüğü bile vardır.
BIS, küresel finansal kriz sonrasında covered interest parity'nin bazı dönemlerde sistematik biçimde sapmalar gösterdiğine ve bunun hedging talebi, arbitraj kapasitesindeki sınırlamalar ve banka bilanço kısıtları gibi faktörlerle ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. Bank for International Settlements
Yani teorik olarak “Bu fark varsa biri hemen arbitraj yapar” demek kolay.
Pratikte ise o kişinin sermayesi, bilançosu, karşı tarafı, teminatı ve risk limitleri var.
Piyasa da bunları gayet iyi biliyor.
Faiz Farkı Artarsa Döviz Kuru Ne Olur?
Burada cevap verirken önce kurun nasıl tanımlandığına bakmak gerekir.
Örneğin dolar/TL kurunu:
1 USD = X TL
şeklinde ifade ediyorsak ve Türkiye'deki faiz ABD faizinin üzerindeyse, faiz paritesi çerçevesinde forward kurun spot kura göre daha yüksek olması beklenebilir.
Başka bir ifadeyle:
Yüksek faiz → daha yüksek forward kur ilişkisi
gibi görünen bu bağlantının altında aslında “yüksek faiz avantajının kur tarafında dengelenmesi” mantığı vardır.
Bu yüzden “Faizi yüksek ülkenin parası kesin değer kazanır” şeklindeki yorum oldukça eksiktir.
Hatta yalnızca faiz oranına bakarak döviz yatırımı yapmak, satrançta sadece vezire bakıp şahı unutmaya benzeyebilir.
Faiz Paritesi Döviz Yatırımcısına Ne Söyler?
Bence faiz paritesinin en faydalı tarafı tek başına bir “al-sat sinyali” üretmesi değil.
Yatırımcıya şu soruyu sordurmasıdır:
“Bu faiz getirisi döviz kuru hareketiyle birlikte düşünüldüğünde gerçekten cazip mi?”
Mesela yıllık yüzde 35 faiz kulağa çok yüksek gelebilir.
Ama yatırım yapılacak para biriminin aynı dönemde yüzde 25 değer kaybetmesi durumunda tablo tamamen değişir.
Tersine, düşük faizli bir para birimi kur açısından güçleniyorsa yatırımcının toplam getirisi yalnızca faiz oranıyla açıklanamaz.
Dolayısıyla uluslararası yatırımda:
Faiz + döviz kuru + risk + vade + likidite
birlikte değerlendirilmelidir.
Bir yatırım kararında “faiz yüzde kaç?” sorusu kadar “hangi para biriminde?” sorusu da önemlidir.
Forward Kur Geleceği Gerçekten Tahmin Eder mi?
Hayır, bunu özellikle ayırmak gerekiyor.
Faiz paritesiyle hesaplanan forward kur, doğrudan “gelecekte spot kur kesin olarak buraya gelecek” demek değildir.
Forward fiyatı, belirli koşullar altında iki para birimindeki faiz oranları ile spot kur arasındaki ilişkiyi yansıtır.
Bu yüzden forward kuru gelecekteki spot kurla birebir aynı kabul etmek özellikle ekonomik belirsizliğin yüksek olduğu dönemlerde yanıltıcı olabilir.
Örtülü faiz paritesinde esas mesele zaten geleceği tahmin etmekten çok iki para birimindeki yatırımın hedge edilmiş getirilerinin arbitraj mantığıyla ilişkilendirilmesidir.
Örtüsüz faiz paritesinde ise gelecekteki kur beklentisi işin içine girer. Fakat akademik çalışmalar, özellikle kısa vadelerde bu ilişkinin pratikte kusursuz çalışmadığını gösteriyor. IMF+1
Forumda En Çok Karıştırılan Nokta: “Faiz Yüksekse Para Birimi Güçlenir”
Bu cümleyi görürseniz hemen frene basmakta fayda var.
Çünkü yüksek faiz, tek başına güçlü para birimi garantisi değildir.
Bir ülkenin faiz oranı yüksek olabilir ama aynı zamanda:
- yüksek enflasyon,
- ekonomik belirsizlik,
- siyasi risk,
- düşük rezervler,
- sermaye çıkışı,
- yüksek risk primi
gibi faktörler de bulunabilir.
Dolayısıyla “Faiz yüksek → para kesin değerlenir” şeklindeki zincir fazlasıyla basitleştirilmiştir.
Daha doğru soru şudur:
“Faiz farkı, beklenen kur hareketi ve risk primi birlikte değerlendirildiğinde yatırımcının beklenen getirisi nedir?”
İşte finansal düşünme biraz da burada başlıyor.
Küçük Bir Forum Senaryosu: Mert mi Haklı, Elif mi?
Mert, Türkiye'de faizlerin ABD'den yüksek olduğunu görüyor ve:
“Faiz farkı güzel. Paramı buraya koyarım.”
diyor.
Elif ise:
“Peki kur riskini nasıl yöneteceğiz?”
diye soruyor.
Mert hesaplıyor:
“Forward sözleşmesiyle hedge ederiz.”
Elif bu kez:
“Forward maliyeti ne? Karşı taraf riski? İşlem maliyeti? Likidite?”
diyor.
Mert bir an sessiz kalıyor.
Sonra Excel dosyasına yeni bir sütun ekliyor.
İşte gerçek finans sohbeti tam olarak böyle bir şey.
Biri problemi çözmek ister.
Diğeri problemin arkasındaki ilişkileri ve riskleri anlamak ister.
İyi yatırım kararı ise çoğu zaman bu iki bakışın birleşiminden çıkar.
Üstelik bunun kadın-erkek meselesi olmadığını tekrar belirtmek gerekir. Aynı yaklaşım iki farklı insanın karakterinde, mesleğinde veya deneyiminde de görülebilir.
Finans piyasaları cinsiyet stereotiplerinden çok daha karmaşıktır.
Faiz Paritesi Formülünü Kullanırken Mini Kontrol Listesi
Bir faiz paritesi hesabı yapmadan önce şu sorulara bakmak oldukça faydalıdır:
1. Döviz kuru hangi yönde ifade edilmiş?
TL/USD mi, USD/TRY mi?
2. Hangi faiz oranı yurtiçi, hangisi yabancı faiz?
Değişkenleri karıştırmak bütün hesabı tersine çevirebilir.
3. Faizler aynı vadeye mi ait?
Bir yıllık faiz ile üç aylık faizi doğrudan karşılaştırmak sağlıklı değildir.
4. Basit faiz mi, bileşik faiz mi kullanılıyor?
Formülün ayrıntıları kullanılan faiz tanımına göre değişebilir.
5. Forward kur mevcut mu, yoksa teorik olarak mı hesaplanıyor?
Piyasa fiyatıyla teorik fiyatı birbirine karıştırmamak gerekir.
6. İşlem maliyetleri hesaba katıldı mı?
Teoride kârlı görünen bir arbitraj, masraflar eklendiğinde anlamsızlaşabilir.
7. Risk gerçekten sıfır mı?
“Faiz paritesi” kelimesini görünce “garantili kazanç” düşünmemek gerekir.
Sonuç: Formül Basit, Hikâye Biraz Daha Karmaşık
Faiz paritesinin temel formülünü tek satırda hatırlamak mümkün:
F = S × (1 + i) / (1 + i*)
Ama formülün arkasındaki ekonomik mantık, tek satırlık matematikten çok daha geniştir.
Faiz farkı ile forward kur arasındaki ilişki, uluslararası yatırımcıların farklı para birimlerindeki getirileri karşılaştırmasına yardımcı olur. Örtülü faiz paritesinde döviz kuru riski hedge edilir ve arbitraj mantığı öne çıkar. Örtüsüz faiz paritesinde ise gelecekteki kur beklentisi devreye girer. Akademik çalışmalar da özellikle UIP'nin kısa vadede gerçek verilerle her zaman kusursuz örtüşmediğini gösterir. IMF+1
Bence konunun en güzel tarafı da burada.
Faiz paritesi bize yalnızca bir hesaplama yöntemi sunmuyor; aynı zamanda “Yüksek faiz gerçekten yüksek getiri midir?” sorusunu sorduruyor.
Belki de finans dünyasında sorulması gereken en değerli soru budur.
Çünkü bazen yüzde 40 faiz gören yatırımcı heyecanlanır.
Daha tecrübeli yatırımcı ise önce kahvesini içer ve sorar:
“Tamam da, kur ne yapacak?”
İşte faiz paritesi tam o anda masaya oturur.